Obez İnsanlar Görüyorum…

Obez fobisi artık coşmuş vaziyette ve obezite problemine fena halde katkıda bulunuyor.

Bütün insanlar eşit yaratılmıştır, sadece eğer obez değillerse! Türk halkının neredeyse, yüzde yirmisinin obez (TONTON) olmasına rağmen.

https://www.facebook.com/tontonuzbiz2

Tonton kişiler, tembel, disiplinsiz, üçkâğıtçı ve düşük zekâlı olarak algılanıyorlar. Toplumun yarıdan çoğu, kişilerin kilosu ile ilgili negatif bir yorum yapmaktan hiç çekinmiyor.

http://pinarakgun.com/wp-content/uploads/2016/02/obezitler_strese_dayanikli_cikti_h20009.jpg

http://pinarakgun.com/wp-content/uploads/2016/02/obezitler_strese_dayanikli_cikti_h20009.jpg

Obezite, tolere edilebilir önyargının sınırına dayanmış durumda. Dil, din, ırk, cinsiyet gibi kıstaslarda ayırımcılık yapmak kanun dışı kabul edilirken, insanların kilolarına göre ayırımcılığa uğramasını engelleyen hiçbir şey yok. Bu da demek oluyor ki, eğer bir işveren Tonton birini işe almak istemezse veya ev sahibi evini tontonlara kiralamak istemezse yapacak hiçbir şeyiniz yok!

Araştırmalar da göstermiş ki, kilo – obezite – ayrımcılığı tontonlara her yönden saldırıyor:

Doktorların neredeyse yarıdan fazlası tontonları çirkin, tuhaf ve tedavilere uymayan kişiler olarak görüyor. Hemşirelerin yarıya yakını tonton hastalardan rahatsızlık duyuyor.

Öğretmenlerin yüzde otuzu obezitenin bir kişinin başına gelebilecek en kötü şey olduğunu düşünüyor.

Mahkemelik olan tontonlar büyük ihtimalle suçlu bulunmaya daha uygun olarak görülüyor. Tontonların yüzde yetmişinden fazlası öyle ya da böyle bir aile üyesi tarafından kilo ile ilgili tacize uğruyor.

Tontonların yüzde ellisinden fazlası iş aradığı veya işinde yükselme beklediği sırada ayrımcılık kurbanı oluyor.

5 yaşındaki çocuklar bile tonton çocuklarla arkadaşlık kurmakta çekingen davranıyor.

Bütün bu durumlar sadece duygusal ve psikolojik olarak tonton bireyleri yaralamakla kalmıyor, depresyon, kendi vücudunu sevmeme, kendine güvenmeme sorunları yarattığı gibi, obezite probleminin kendisine de katkıda bulunuyor.

Kimileri tontonları obezliği ile suçlamanın, onların üstüne gitmenin “Onların iyiliği için olduğunu” söylese de, biliyoruz ki bu doğru değil. Doğru olsaydı, bu durum arttıkça obezitenin azalması gerekirdi. Hâlbuki obezite oranları giderek artıyor ve kilo ayrımcılığı da giderek artıyor.

Kilo ayrımcılığı, insanları kilo vermeye teşvik etmektense, obezite riskini 2.5 kat arttırıyor. Bu da insanları kilo ayrımcılığına daha çok maruz bırakıyor ve sonuç olarak daha çok kilo alma döngüsü oluşuyor.

 

Sağlık sektöründeki kilo ayrımcılığı ve tutum ise tehlike oluşturuyor, çünkü yüksek riski olan kilolu insanları hastaneye gidip gerekli tıbbi tedaviyi görmekten alıkoyuyor. Kilo problemi yaşayan kişiler doktor ziyaretinden sonra kendilerine saygı gösterilmediğini, ciddiye alınmadıklarını ve herşeyin sadece kilolarına atfedildiğinden yakınıyorlar.

Zayıflık = Başarı olarak görünüyor.

Tontonlar neden bu kadar gaddarca yargılanıyor?

İçinde bulunduğumuz toplum inceliği zayıflığı, çok çalışmanın kişisel disiplinin ve iradenin sembolü olarak görüyor. Tontonların ise bu özelliklerden yoksun olduğuna inanılıyor.

Kişilerin obezite karşısında bireysel sorumluluğunu da bir kenara bırakıp, daha büyük olan konuya odaklanmamız ve obeziteyi destekleyen bu ortamı değiştirmeye çalışmamız gerekiyor. İnsanlara egzersiz ve kilo kaybı konusunda nutuk atmak en kolayı. Yapmamız gereken, çok daha etkili ve doğru bir yaklaşım olan, “her boyutta sağlık, kilodan bağımsız eşitlik” gibi bir tavır ve tutumu benimsemek.

Karşımızdaki Tontonu suçlamak işin en kolayı, sorumluluğu da üzerinizden atmanın en kolay yolu. Ancak obezite gibi karmaşık, epidemik halini almış bir durumda, hepimizin bunun önlenmesi ve tedavisi konusunda taşın altına elimizi koymamız gerekir. Ve bu da insanlara kiloları yada yaş ırk vs. gibi bir faktörden dolayı ayrımcılık yapmamakla başlar.