Doğduğumuzdan ölünceye kadar, bir çok şeyle ilgileniyor, bir çok iş yapıyoruz.

Ailemiz için, sağlığımız için, işimiz için, sosyal hayatımız için emek ve vakit sarfediyoruz. Hiç farketmez, 10 yaşında da olsak, 60 yaşında da olsak hayatımız bunların birleşiminden oluşuyor.

Öyle ya da böyle, hepimizin eline bir şekilde para geçiyor. Çoğunlukla biraz daha kazanmak için uğraşıyoruz.

Ne için?

Daha iyi imkanlara sahip olabilmek için

Daha sağlıklı bir yaşam sürmek için

Arzularımızı, isteklerimizi gerçekleştirmek için

Ailemizi daha iyi imkanlara kavuşturmak için.

Aslına  bakarsanız, bunların hepsi ortak bir noktaya çıkıyor.

Daha KALİTELİ bir hayat yaşamak için.

Belki de hayatımızda yaptığımız en büyük eksiklik, kaliteyi sadece MADDİ noktalarda aramak, yakalamaya çalışmak.

KALİTE SİZ SİNİZ

Bir insan doğduğu andan itibaren, aileden başlayarak, okul, iş, arkadaşlar, tanıdıklardan oluşan bir sosyal çevrenin içine giriyor.

İlk ve en temel bakış açışını, temel değerlerini ailesinden alıyor. ÖZ’ü genlerinden ve aile kültüründen geliyor. Burada oluşan hamuru da öğretmenleri, arkadaşları ile yoğuruluyor. Sonrası, sadece bu forma yapılan ilaveler.

Bugün etrafımıza baktığımız zaman bir sürü sorunlu insan görüyoruz. Kadınları doğrayanlar, dolandırıcılar, hırsızlar da var; bu kadar ortada olmayıp karşısında gördüğü insanı sadece “ ben bundan ne elde ederim” diye değerlendiren menfaatçiler de var, “başarı yolunda her şey haktır” zihniyeti ile insanları ezmeyi düstur edinenler de var.

Bugün toplum olarak geldiğimiz noktada, her gün gazetelerde bu insan tiplemelerinin yol açtığı vahşetleri, ahlaksızlıkları, üçkağıtları okur olduk.

Eminim, bu yazıyı okuyan herkes gibi siz de bu olayları az ya da çok yaşamışsınızdır. Telefon dolandırıcıları, umut tacirleri, internet sahtekarları ve daha bir çok türevini hepimiz yaşıyoruz, görüyoruz.

Ben şahsen kendimden örnek vermek istiyorum. Bu gün 45 yaşındayım. Çocukluğumda, yaşadığım her muhitte komşuluk, yardımlaşma, dostluk ve GÜVEN kavramları vardı. Daha 4 yaşımdayken bile, ailem beni güvenip semtimizdeki taksici amcalara teslim edebilirdi gideceğim yere götürmeleri için. Karşı komşum, çocuğunu bize bırakırdı dışarıda acil bir durumu olduğunda.

Ailede birinde bir sıkıntı olduğu zaman teyze amca yeğen herkes kenetlenir, sorunu giderirdi.

Toplumda, komşuluk, akraba ziyaretleri, misafirperverlik, yardımlaşma kavramları vardı.

Bütün bunların temelinde de “Aile Terbiyesi” “Aile Görgü ve Kültürü” vardı.

Geldiğimiz noktada, 2020 yılında:

Birbirinden kopuk aileler

Tatminsiz çocuklar

Tamamen ticarete dönmüş okullar,

Manevi değerleri olmayan çocuk ve gençler

Ve bunların oluşturduğu tamamen tatminsiz, duygu yerine tamamen maddiyat odaklı, en iyimser söyleyişle değerlerini yitirmek üzere olan bir toplum olduk.

İnsanların ne birbirine, ne otoriteye, ne kurumlara inancı – güveni kalmadı.

Değerlerini yitirdiği için, kalitesi de çok düşen bir toplum olduk.

Evet, nasıl satın aldığınız kıyafetin bir kalitesi varsa, her bireyin de bir kalitesi var.

İnancı ile, davranışları ile, özü ile, hayata bakışı ile her birey kendi kalitesini yansıtıyor dışarıya.

Etrafımızdaki insanlara baktığımız zaman uçurumlar görebiliyoruz.

Bir noktada gerçekten “Ben miyim yanlış olan?” diyor insan.

İş hayatında birbirini acımasızca ezenler,

Daha fazla para için insanların ölümüne sebep veren bozuk, yasak, tehlikeli malları sütten çıkma ak kaşık gibi pazarlayanlar,

Kısa yoldan köşe dönmek için insanları dolandıranlar,

Yüzüne gülüp arkandan iş çevirenler,

İşte bütün bunlar maalesef aileden, aile kavramının yok olmasından geliyor.

Bugün sokakta adamın biri arkanızdan laf atıyorsa, örtülü ya da şortlusunuz diye hakaret yağdırıyorsa, kilonuzla ya da sakatlığınızla alay ediyorsa; inanın ki en özünde bütün bu eksiklikler, bunların o kişide yarattığı kompleksler ve problemler var.

“Kaliteli bir birey, çeşitli sorunları problemleri de olsa, ÖZÜ iyi olan, iyi AİLE terbiyesi, görgüsü olan kişidir.”

KALİTE SİZ SİNİZ. Siz neyseniz, etrafınız da, hayatınız da o dur. Bunu unutmamanızı dilerim.

Çok doğru bir söz var. “Bana dostunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.”

Güzel insanlarla, güzel günler görmenizi dilerim.