Ben hayatımda hicbir zaman “sürüden biri” olamadım.


“Tepkisiz” olamadım.


“Bana dokunmayan bin yıl yaşasın” olamadım.


“İnsanların önünden ayrı, arkasından ayrı konuşan” hiç olamadım.


Yani kısacası 3 maymun hiç bir zaman olamadım.


Her zaman doğruyu, dürüstü ve haklıyı savundum ve yanında olmaya çalıştım kendimce.

Bakıyorum, zaman bunun zamanı değil.


Ne kadar politik olabiliyorsanız, ne kadar “nabıza göre şerbet verebiliyorsanız”, ne kadar “aman efendim canım efendim” yapabiliyorsanız, ne kadar “gördüklerinizi görmezden gelebiliyorsanız“, “yaptığınızı kılıfına uydurabiliyorsanız” o kadar başarılı, o kadar HA-Rİ-KA sınız.

Eğer bunları yapamıyorsanız, “UYUMSUZ” sunuz, “Non-Coachable” sınız, “AYKIRI” sınız. Kısacası, “TEHLİKELİ” ve “YARAMAZ“sınız.


Ama ben bu değilim ve malesef olamıyorum. Ezilen ezilsin, bana ne Dİ-YE-Mİ-YORUM. Ne hali varsa görsün Dİ-YE-MİYORUM. Aman canııım, bu da böyle olsun bana ne! Dİ-YE-Mİ-YORUM.


Sonuçta kimi zaman görüntüde ben de kaybediyor olabilirim. Ama gerçekten hiç onemli değil.


Ben en önemli değerime;”İNSANLIĞIMA” ve “İNANDIKLARIMA” “ÖZÜME” sahip çıkıyorum.

Benim önüm de arkam da , içim de dışım da bir.

Ve bununla Gurur Duyuyorum.

Her zaman haklının yanında, haksızın karşısındayım.

Ve ASLA “Evet Efendim, Sepet Efendim” yapamıyorum.


Beğenen buyursun.. Gerisi geri gitsin lütfen.

Bir de dipnot: Bu paylaştıklarım bir kızgınlık, öfke ürünü değildir. Tam aksine üniversite sonrası, son 20 yılda edinilen tecrübelerin birleşimidir.