OBEZİTE AMELİYYATIM VE HAYATIMLA İLGİLİ RÖPORTAJIM

OBEZİTE AMELİYATIM VE HAYATIMLA İLGİLİ RÖPORTAJIM

 

7 FARK, HAYAT VE TONTONUZ BİZ

1 AĞUSTOS 2015 TARİHİNDE PINAR AKGÜN 

      20150731_08593020150704_152808ameliyat oncesi

BU DA 1 AĞUSTOS 2016 TARİHİNDE PINAR AKGÜN

      20160718_08072513626434_10154324412407692_8615142268399364938_nKONSER

ARADAKİ 7 FARKI BULDUNUZ MU?

Peki, ben söyleyeyim.. Pınar, 2015’te 2016’dan 105 kilo fazla.

  1. 1 Ağustos 2015’te 236 kilo. 1 Ağustos 2016’da 131 kilo
  2. 2015 yılındaki Pınar 3 adım atarken bile zorlanıyordu. Son aylarda kol değneği desteği ile yürüyordu, çünkü dizleri artık 236 kiloyu taşımakta çok zorlanıyordu.
  3. Nefes almakta, hele sıcakta çok zorlanıyor, çarpıntı ilacına rağmen sık sık çarpıntı yaşıyordu
  4. Tansiyon, diyabet başlangıcı ( insülin direnci), çarpıntı, ağrı ve eşlik eden diğer rahatsızlıklar için günde 13 adet ilaç yutuyordu
  5. Kıyafet bulamıyor, 9xl satan 2-3 erkek giyim magazasından kot – tshirt idare ediyordu. İç çamaşırı gibi ihtiyaçlarını burada bulamadığı için dışarı giden dostlarına ısmarlıyordu
  6. Sosyal hayata dört elle sarılmaya çalışmasına rağmen, toplu ulaşım araçlarına inip binemiyor, oturacak koltuk bulamıyordu
  7. İş hayatı zorluyor, toplantılara gidemiyor, gerekli atılımları yapamıyordu

 

Arkadaşlar,

Yukarıda anlattıklarım çok kısa bir özet…

236 kiloda hayat çok zordu. TONTONUM BEN bu bir gerçek. 236 kiloyken SÜPER TONTONDUM, şimdi TONTONUM. Ve çocukluğumdan beri, bütün hayatım kilo ile geçti.

Aslında yukarıdaki özetin içinde çooook hikayeler saklı.

Mesela kıyafet almanız lazım ve büyük beden kıyafet satan bir mağazaya gidiyorsunuz:

“Ne kadar güzel bir pantolon. En az iki beden küçük gösterir diyor. Bunun 64 bedeni var mı acaba?”

Şöyle küçümser bir bakışla cevap gelir : “Biz 56 bedene kadar üretiyoruz. Ama kalıplarımız geniştir, mutlaka size de olur.”

Hoppala… 64 nerdeee… 56 nerde…

Ama yine de beğendiniz ya, hani bir umut diye “Eh, bir deneyeyim bari” deyip deneme kabininin yolunu tutuyorsunuz.

He he heee… Sürprizzz… Büyük beden mağazasında karşınıza ufacık bir dolap kadar küçük, içinde kımıldandığınız anda perdesi açılan, klostrofobik bir kabin çıkıyor. Yine de pes etmiyor, ve olmayacağı aşikar olan pantolonu eğrile büküle daracık yerde giymeye çalışıyorsunuz.

Sonunda da alı al, moru mor çıkıp gidiyorsunuz o mağazadan.

Saat 4 te iş toplantınız var. Öncesinde de arkadaşınızla bir kafede buluşup öğlen yemeği yiyeceksiniz diyelim ki…

Meşhur bir kafe restoran zincirine ait mekâna yöneliyorsunuz. Mekân yenilenmiş.

Giriyorsunuz ki, bütün oturma yerleri son moda, manken vücutlu insanlara uygun, kollu ferforje daracık sandalyelerden oluşuyor. Arkanızda duran garsonun dalga geçer bakışına sinirlenerek zor sıkı sığışıyorsunuz sandalyeye. Kalçalarınız sandalyenin yanlarından taşmış, bacaklarınız daracık sıkışmış bir şekilde oturmaya çalışıyorsunuz her şeye rağmen.

Bu arada, yanınızdaki arkadaşınız garsonun size tavırlarından rahatsız oluyor, siz de onu sakinleştirmeye çalışıyorsunuz. Servis için yanınıza geliyor; şişmansınız ya, sanki sizin gözünüz ve aklınız yokmuş gibi; size “Menüde diye ürünlerimiz de var size uygun diyor”. İçinizden bir derin ya sabır diyerek sipariş veriyorsunuz.

Yine bir klasik, kilolusunuz diye light kola size, normali arkadaşınıza gidiyor; sipariş tam tersi olmasına rağmen.

Bütün bu olanları görmezden gelip, keyfinizi bozmadan arkadaşınızla yemeğinizi yemeye çalışıyorsunuz. Mekândan çıkmadan önce “Bir tuvalete gideyim de, görüşmenin ortasında sıkışmayayım diyorsunuz”. Diyorsunuz ama o daracık içeri doğru açılan tuvalet kapısından içeri girmek için akrobasi yapıyor, zor bela oturunca da dibinizdeki tuvalet kâğıtlığın kenarı ile dizinizi kesiyorsunuz… Artık gerçekten siniriniz tepenize çıkmış durumda…

Görüşmeye gitmek için taksiye biniyorsunuz; malum kilolu olunca toplu taşıma araçlarına inmesi- binmesi ayrı dert, o dar koltuklara sığışmak ayrı.

Eminim, okuduklarınızın içinde bir çok noktayı kendinizle özdeşleştirdiniz, benimle empati yaptınız değil mi sevgili tontonlar.. Bunlar hayatımızın gerçekleri. Bu madalyonun iki yüzü var sevgili arkadaşlar.

Obezite bütün dünyanın kabul ettiği bir hastalık. Ama çaresiz değil. Ben 2-3 sene en çok yaşar dedikleri 236 kilodan buralara inebilmişsem, ve hala daha da inişe devam ediyorsam, emin olun siz de yapabilirsiniz. Ben de her zaman size destek olmaya, yanınızda olmaya hazırım.

Diğer taraftan da, kilosu ne olursa olsun, her bir bireyin insanca yaşamaya, hayatını yaşamaya, temel ihtiyaçlarını gidermeye, sosyalleşmeye ve kendine güven duyduğu bir hayat yaşamaya HAKKI VAR.. Tontonuz.biz de işte bunun için var sevgili tontonlar.